TARIMDA DESTEKLEMELER PANELİ YAPILDI
01.05.2007
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği 68. Kuruluş Yıldönümünü düzenlediği etkinliklerle kutluyor. Bu kapsamda düzenlenen Tarımda Desteklemeler konulu Panel 28 Nisan 2007 tarihinde Ankara’da yapıldı. Türkiye Kamu-Sen Türk Tarım Orman Sen Başkanı Ahmet DEMİRCİ’nin yönettiği panele; Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr. Ahmet ÖZÇELİK, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Mevlüt KARAKAYA, Ordu Ziraat Odası Başkanı Onur ŞAHİN ve Finike Ziraat Odası Başkanı Hüseyin UYGUN panelist olarak katıldılar.
 
   
    TZYMB 68. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KAPSMINDA 

TARIMDA DESTEKLEMELER PANELİ ANKARA’DA YAPILDI

 

Panel saat 10:00’da kayıtlarla başladı. Saygı duruşundan ve İstiklal Marşı okunmasının ardından konuşmalara geçildi.  Panelin açılış konuşmasını yapan TZYMB Başkanı Dr. Ahmet ERDURMUŞ özetle şöyle konuştu.

“Türkiye’nin ilk sivil toplum kuruluşlarından olan TZYMB, 7 İlde Şube Başkanlığı, hemen hemen her ilde bulunan İl Temsilcilikleri ve 3260 üyesi ile halen Ülkemizin en güçlü sivil toplum kuruluşudur. 

Bugünkü programımızda Tarımda Destekleme konulu bir panelimiz var. Biliyorsunuz tarım destekleri her zaman tartışılan bir konudur. Çiftçi haklı olarak  AB ve ABD’ye göre mukayese edildiğinde yapılan desteklerin azlığından şikayetçi, hükümetler ise yaptıkları desteklerin bir önceki yıla göre artarak devam ettiğini söylemektedirler. Bunun da en doğrusunu taraflar bilmektedir. Panelistlerimizi seçerken çok titiz davranarak, konunun hem teoriğini, hem de  pratiğini bilen panelistlerle bir karma yapıp siz değerli misafirlerimizi bilgilendireceğiz. Panelistlerden iki tane ziraat odası  başkanımızı biri güneyden, biri kuzeyden olmak üzere davet ettik.  Onlar da sağ olsunlar bizi kırmayarak uzun bir yoldan geldiler. Panelin hemen peşinden ise meslekte 30.ncı yılını doldurmuş çok değerli meslektaşlarımıza birer onur plaketi vereceğiz.

Biraz da bugünkü panel konumuz olan tarımda desteklemeler konusuna değinmek istiyorum. Ülkemiz destekleme sisteminde ağırlığı azaltılmış olmasına rağmen yine de Doğrudan Gelir Desteği oluşturmaktadır. Tarım Bakanlığınca,  2002 yılında dekar başına 16 YTL olarak açıklanan Doğrudan Gelir Desteği (DGD) bu yıl 10 YTL olarak belirlenmiştir. Resmi açıklanan enflasyon farkına göre olması gereken ise bugün 25 YTL’dir. DGD ödemelerinden kesilen aradaki farkın bir kısmı ise mazot ve gübre desteği adlarıyla çiftçiye sanki ilave bir destek yapılıyormuş gibi lanse edilmiştir. Aslında çiftçiye verilen desteklerin tamamı hazineden alınan rakamlara göre 2002 yılında 6 milyar YTL iken 2006 yılında yine 6 milyar YTL olmuştur.. Üstelik yapılan desteklemelerde formaliteler artırılmış ve adeta çiftçiye eziyet haline getirilmiştir. Çiftçi alacağı 3-5 kuruş destek için daha fazlasını harcamak zorunda bırakılmıştır.”

 

Büyük Birlik Partisi genel Başkan Yardımcısı Yaşar YAZICIOĞLU özetle; “1980 yılı sonrasında uygulanan emperyalist tarım politikaları sonucunda; her alanda olduğu gibi tarımda da tekelleşme yaşanmıştır. Bunun olumsuz etkilerinden kurtulmak için yeniden bir Milli Tarım Politikası oluşturulması kaçınılmazdır. Tarıma yapılan destekler etkili, verimli, ihracatı artıran, pazarlamayı sağlayan nitelikte değildir. Bugün Türkiye ithalat cenneti haline gelmiştir. Tarımda da ithalat oldukça yaygındır. Türkiye yeteri kadar üreten değil ithal eden ülke haline gelmiştir. Ülkemizde 700-800 bin çiftçi açtır. Büyümenin tarımda %5-6 olduğundan söz edilmektedir. Bu yeterli değildir. 4-5 Milyar YTL tarıma destek yeterli değildir. Tarım Türkiye’de bir çöküş sürecindedir. Tarım bir milletin varlığıdır. Tarımda yeterli aşamaları kaydedemezseniz diğer alanlarda da yeteri kadar ilerleme sağlayamazsınız.” diye konuştu.

 

 Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet EKİCİ; “Ülkemizin ilk sivil toplum kuruluşlarından olan Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğinin 68. Kuruluş Yılı etkinlikleri kapsamında düzenlemiş olduğu bu panelde aranızda olmaktan dolayı çok mutluyum.  Sözlerime başlarken sizlere Sayın Genel Başkanım Dr.Devlet BAHÇELİ’nin en içten dileklerle selamlarını iletirim.” diye söze girerek. “Ne hazindir ki bir yandan sorunlarını ifade eden cefakar vefakar üreticilerimiz “Çiftçinin Gözünü Toprak Doyurur” gibi yaklaşımlara muhatap bırakılmakta iken  diğer yandan derdini anlatan bir üreticimize anasını alıp gitmesi öğütlenmektedir. Bu hükümetin çiftçiye yaklaşımı budur. Bu yaklaşımla çiftçimizin genel sorunlarını ele almak, destekleme sağlamak mümkün müdür?

 

Ülkemiz tarımı 2002’den bu yana yaşanan gelişmelerden payına düşeni almıştır. Sanmayın ki hep gayri milli dejenerasyonlar sadece tarımdışı sektörlerde yaşandı. Tarım bu süreçte en çok mağdur edilen sektörlerin başında gelmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Hükümetin de acil eylem planında ifade edilen yeniden yapılandırılması çalışmaları bu hükümetin eline yüzene bulaştırdığı işlerdendir. Teşkilatını bile günün şartlarına uygun olarak organizasyona tabi tutabilecek vizyondan yoksun bir hükümetin Ülke Tarımının meselelerine çözüm bulmasını beklemek mümkün müdür? Tarımsal desteklemelerdeki rakamsal aldatmacaları yine en iyi olarak sizler farkındasınız. Bizim hükümetimiz zamanında başlatılan Doğrudan Gelir Ödemelerini aradan geçen 4,5 yılda enflasyon oranında dahi artıramayan bu hükümet her alanda olduğu gibi bu alanda kendi hayal alemlerinde yaşamaya devam etmektedir. Yapılacak panelin Ülkemiz Tarımı için hayırlara vesile olmasını diler, bu paneli düzenleyerek bizleri buluşturan Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğine en içten teşekkürlerimi iletir, değerli panelistlere ve tüm katılımcılara saygılar sunarım.” diye konuştu.

 

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşarı Vedat MİRMAHMUTOĞULLARI ise özetle; yapılan bu konuşmalara katılmasının mümkün olmadığını belirterek Türkiye Tarımı adına son yıllarda önemli çalışmalar yaptıklarını, birçok konuda tarımsal destekleme sağladıklarını, miktar olarak tarımsal desteklemelerde önceki yıllara göre bir artış olduğunu, DGD uygulamalarının yanında mazot desteği vermeye başlanıldığını ve gübre desteklerini ise yeniden başlattıklarını belirterek diğer Bakanlık faaliyetlerinden örnekler vermiştir.

 

Açılış konuşmalarının ardından paneli başlatan Ahmet DEMİRCİ ise konuya nükteli bir giriş yaparak “Temel -Ölecem ölecem demiş kimse inanmamış. Ölmüş.. Mezar taşına Aha gördünüz yazdırmış…” İnşallah tarımda bu manzarayla karşılaşmamak için yapılan uyarılar yetkililerce dikkate alınarak gerekli tedbirler alınır diye konuşarak panelistlere söz verdi.

 

Türkiye’de çiftçiden ziyade köylü desteklenmektedir…

Prof. Dr. Ahmet ÖZÇELİK; “Tarım stratejik bir sektör olduğundan bilhassa desteklenmelidir. Sermaye birikiminin yetersiz olması ve tarımsal üretimdeki belirsizlik desteklemeyi zorunlu kılmaktadır. Tarımın temel sorunlarının halledilmemiş olmasının sıkıntıları yaşanmaktadır.” dedi Ege-Marmara Bölgesinde yeralan yedi ilde yürütülen bir araştırmanın  sonuçlarından örnekler veren Özçelik; DGD uygulamasının bir sosyal yardım niteliğinden öteye gidemediğini belirtmiştir. EBK ve SEK gibi kurumların piyasada sibop görevi gördüğünü  bunların özelleştirilerek piyasanın kaderine terk edildiğini belirten ÖZÇELİK; “Tarımda yapısal sorunları aşmadıkça desteklemeler belirli bir kaynağı belirli bir kitleye dağıtmak zorunda kalınmaya devam edilecektir. Türkiye’de çiftçiden ziyade köylü desteklenmekte tarımsal hane sayısı ile çiftçi sayısı birbirine karıştırılmaktadır.” diye konuştu.

 

Son 4 yılda çiftçinin sadece buğday piyasasında kaybı 4-4,5 Milyar YTL…

Prof. Dr. Mevlüt KARAKAYA ise tarımın GSMH katkısının % 10-12 olduğunu belirterek desteklerin Pazar, DGD, dolaylı ve diğer destekler olarak sınıflandırılabileceğini söyledi. Hububatta tarımsal desteklemeleri örnekleriyle anlatan Prof. Dr. KARAKAYA; son 4 yılda sadece buğdayda uğranılan piyasa kaybınının 4-4,5 Milyar YTL olduğunu söyledi. 20 Milyon ton üretiminin piyasada satıldığı varsayımından hareketle yapılan hesaplamalarda bu rakam ulaşılacağı görülecektir diye konuşan KARAKAYA; Çiftçi satınalma gücüne uğratılmıştır. Neden? diye sordu. KARAKAYA çözüm önerilerini şöyle sıraladı.

TMO, güçlü bir müdahale kuruluşu olarak yeniden yapılandırılmalıdır.

Ürünler arası pariteleri de dikkate almak suretiyle, uzun dönemli fiyat açıklanmalıdır.
Dahilde İşleme Rejimi (DİR), ticaret – rant aracına dönüşmüştür. Bu haksız sürece “dur” denilmeli, sistem kamu yararı doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir.
Üreticinin hasat döneminde kısa süreli acil finans gereksinimini karşılayacak avans-kredi sistemi oluşturulmalıdır.

Fiyat temelinde yürüyen kısa süreli politikalardan daha önemlisi, ülkemiz hububat sektörünün yapısal sorunlarını çözmektir.

 

Boşaltılan her fındık bahçesi yok olan bir karakoldur…

Ordu Ziraat Odası Başkanı Onur ŞAHİN özetle; “Dünyada hiçbir ürün yoktur ki bir ülke onun % 70’ini elinde tutsun. O ürün fındıktır. Bunun altını çizerek dikkatlerinize sunmak istiyorum. Fındık ihraç edilmiyor AB tarafından ithal ediliyor.” diye konuştu. Son yıllarda fındık üzerinden oynanan oyunları kamuoyunun çok yakından takip ettiğini belirten ŞAHİN yaşanan gelişmeleri örnekleriyle, ve belgeleriyle katılımcılara ayrıntılı olarak anlattı. Onur ŞAHİN “Fiyatı 9 YTL olan bir ürünün fiyatını 4 YTL’ye indirmek de bir hortumdur. Boşaltılan her fındık bahçesi yok olan bir karakoldur.” dedi. Sorunların çözümlenmesi için önerilerini de sıralayan ŞAHİN; Fındık milli ikram ürünü olarak kabul edilmelidir. FİF kesintisi yapılmalıdır, Fındık rakam sınırlandırması ele alınarak yeniden düzenlenmeli, Fındık Ürün Konseyi hızla hayata geçirilmelidir. İhracatta işlenmiş fındığa yönelinmelidir. Fındık araştırma enstitüsünün görev alanı genişletilmelidir.” dedi.

 

Artık üreticiyi adım adım takip mi edecez…

Finike Ziraat Odası Başkanı Hüseyin UYGUN özetle; “Tarımın kalbinin attığı yerden geliyorum. Maalesef bu kalp 3-4 yıldır tekliyor. Ana damarlardan birkaç tanesinde tıkanma var. Stent takılması lazım. By pass yapılması lazım…” diye konuşmasına başlayan UYGUN “Her yerde derdimi anlatırım ama hiç cevap alamam. Ürünlerimizin pazarlanmasında önemli sorunlar bulunmaktadır. Örneğin halden çıkma ve hale girme zorunluluğu dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Halden hiçbir hizmet almamasına rağmen rüsum adı altında Hal’lere milyarlar ödeyen firmalar var bu ülkede.. Hal yasa tasarısında yakalayana da ödül var. Bu ne saçmalıktır? Artık üreticiyi adım adım takip mi edecez?” diye konuştu.

 

TARIMDA DESTEKLEME PANELİ SONUÇ BİLDİRİSİ

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğinin 68.Kuruluş Yıldönümü münasebetiyle 28.04.2007 tarihinde Ankara’da “Tarımda Destekleme” konulu bir panel düzenlendi. Panel saat 10:30’da başlayıp 15:00’e kadar süren panelde siyasi partilerin temsilcileri ve panelistler görüşlerini dile getirdiler.

Panel sırasında ve öncesinde yapılan konuşmalarda konuşmacılar; Türkiye’de tarımın desteklenmesinde bir aldatmaca yaşandığını, mevcut hükümetin üretimden pazarlamaya kadar tarımı ihmal ettiğini ifade ettiler. Tarımsal ürün piyasalarını düzenleyen kurumların etkisiz duruma getirilerek üreticilerin piyasanın insafına terk ettiğini ifade ettiler.

Bu bağlamda mevcut hükümet döneminde sadece hububat üreticisinin 4 Milyar YTL kayıp verdiğini, narenciyenin ağaçta dalında kaldığını, fındıkta Türkiye’nin ihracat açısından 710 Milyon Dolar kayba uğradığını ifade ettiler.

Bu durumun tekrar yaşanmaması için;

  1. Tarım Stratejik bir sektör olarak vazgeçilmezdir. Bu bakımından mutlaka desteklenmelidir.
  2. Tarımsal desteklemelere popülist politikalarla yaklaşılmamalı, siyasetin olumsuz etkilerinde uzakta teknik gerçeklere uygun yapılmalıdır.
  3. Sağlıklı bir tarımsal desteklemenin yapılması için; tarımın yapısal sorunları mutlaka çözümlenmeli, bu çerçevede tarımsal üretim planlaması yapılarak kırsal ve tarımsal kalkınmaya imkan sağlayan milli tarım politikası oluşturulmalıdır.
  4. Tarımsal desteklemelerde üretim ve kalite esaslı yöntemler benimsenmelidir.
  5. Tarımda destekleme üretici birlikleri üzerinden doğrudan çiftçiye yapılmalıdır.
  6. İhracat şansımızın yüksek olduğu ürünler ya da rekabet üstünlüğümüz olan ürünler ile tarımsal ithalatı azaltacak ürünlerde ayrıca destekleme yapılmalıdır.
  7. Üreticiye yapılan destekler; ürün maliyetlerine düşme olarak yansıdığından aynı zamanda tüketiciye de yapılmış sayılmalıdır.
  8. Tarımsal nüfus hareketlerinin planlı bir şekilde düzenlenmesi ve yerinde üretimin sağlanması bakımından tarımsal desteklemelerin sosyal yönü ihmal edilmemelidir.
  9. Tarımsal desteklemeler; verim ve kalite hedefini sınırlayarak tarımsal üretimi daraltacak parasal büyüklüklerde yapılmamalıdır.
  10. Tarımsal Desteklemelerde; hazırlanacak üretim planları çerçevesinde bölgeler arası üretim ve verim avantajları referans olarak dikkate alınmalıdır.
  11. Üreticilerin mağdur olmaması bakımından girdi-ürün fiyatları paritesi göz önünde bulundurulmalı, tarımsal girdi maliyetleri rekabet ettiğimiz ülkelerin tarımsal girdi maliyetlerinden daha yüksek olmamalıdır.

Değerli kamuoyumuzun bilgilerine sunarız.

28 Nisan 2007/ANKARA
TZYMB Yönetim Kurulu
 
 

TZYMB BAŞKANI DR. AHMET ERDURMUŞ’UN KONUŞMA METNİNİN TAMAMI

Değerli misafirler,

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğinin 68.nci Kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlediğimiz programa hoş geldiniz diyor, sizleri Yönetim Kurulumuz adına saygıyla selamlıyorum.

 

Bildiğiniz gibi Birliğimizin kuruluş tarihi 29 Nisan 1939’dur. Kuruluşundan bu yana geçen 68 yıl içinde meslektaşlarımıza, mesleğimize ve tarım camiasına çok değerli hizmetler veren yöneticilerimizi minnetle anıyorum. Ben de Yönetim Kurulu üyelerimle birlikte almış olduğumuz meşaleyi daha ileriye götürmek gayreti içindeyim.

 

Birliğimizin amacı; “… ülke ziraatının ilerleme ve gelişmesi için ilmi, fikri ve tatbiki çalışmalar yapmak, üyelerin sosyal, kültürel, ekonomik ve mesleki gelişmelerini sağlamak, ihtiyaçlarını karşılamaktır.”

 

Bugünkü programımızda Tarımda Destekleme konulu bir panelimiz var. Biliyorsunuz   tarım destekleri her zaman tartışılan bir konudur. Çiftçi haklı olarak  AB ve ABD’ye göre mukayese edildiğinde yapılan desteklerin azlığından şikayetçi, hükümetler ise yaptıkları desteklerin bir önceki yıla göre artarak devam ettiğini söylemektedirler. Bunun da en doğrusunu taraflar bilmektedir.  Panelistlerimizi seçerken çok titiz davranarak, konunun hem teoriğini, hem de  pratiğini bilen panelistlerle bir karma yapıp siz değerli misafirlerimizi bilgilendireceğiz. Panelistlerden iki tane ziraat odası  başkanımızı biri güneyden, biri kuzeyden olmak üzere davet ettik.  Onlar da sağ olsunlar bizi kırmayarak uzun bir yoldan geldiler. Panelin hemen peşinden ise meslekte 30.ncı yılını doldurmuş çok değerli meslektaşlarımıza birer onur plaketi vereceğiz.

 

Değerli misafirler, Değerli meslektaşlarım,

Ülkemiz; 72 milyonluk nüfusu ile dünyada 16.ncı, Avrupa Birliği içinde ise 2.nci sırada yer almaktadır. Bu nüfusunun ise yaklaşık %32 ‘lik kısmı olan 23 milyonu kırsal alanda yaşamını sürdürmekte ve geçimini tarımdan sağlamaktadır. Tarımın Gayri Safi Yurt İçi Hasıladan aldığı pay giderek düşmektedir. 2006 yılında bu oran %10,8 olarak gerçekleşmiştir.

 

Ülkemiz; 26,5 milyon hektar tarıma uygun işlenebilir arazi varlığı bakımından ise dünyada 12.nci, Avrupa Birliğinde ise 1.nci sırada yer almaktadır.

 

Yine ülkemiz bazı meyve-sebze çeşitlerinin üretimi ile bazı hayvan varlıkları bakımından dünyada ve Avrupa Birliğinde hatırı sayılır bir konuma sahiptir.

 

Ülkemiz 2006 yılı tarımsal ihracatı 8,6 milyar dolarla genel ihracatta %9,2’lik bir paya sahip, ithalatı ise 7,2 milyar dolarla genel ithalatta %5,3’lük bir paya sahiptir.

 

Bu potansiyelimize rağmen ülkemizde çeşitli tarımsal sorunlarımız mevcuttur ve bu sorunlar gün geçtikçe de artmaktadır.  Ülkemizde işletme sayısı 3,1 milyon ve ortalama işletme arazisi büyüklüğü 61 dekardır. Arazilerin çok parçalı oluşu nedeniyle toplam parsel sayısı ise 23 milyon civarındadır.

 

İşletmelerin küçüklüğünün yanı sıra birinci sınıf tarım arazilerinin sanayi ve iskana açılması ile yanlış arazi işleme ve sulama nedeniyle erozyon ve çölleşme gibi sorunlarla da karşı karşıyayız. Tarım sektörü yapısı gereği iklimsel faktörlere karşıda çok duyarlı ve sürekli bir risk altındadır. Bu olumsuzluklara ilave olarak; çiftçilerin gelir düzeyinin düşüklüğü, altyapı hizmetlerinin yetersizliği ve pazarlama sisteminin yetersiz ve üretici lehine işlememesi gibi sorunları da sıralayabiliriz. Aslında tarım sektörünün sorunları sayılamayacak kadar çok ve sürekli değişen şartlara göre de, yeni sorunlarla karşılaşması mümkündür. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de ülkemiz bugünlerde yabancılara arazi satışı sorunuyla karşı karşıya gelmiştir.

 

Değerli misafirler;

Biraz da bugünkü panel konumuz olan tarımda desteklemeler konusuna değinmek istiyorum. Ülkemiz destekleme sisteminde ağırlığı azaltılmış olmasına rağmen yine de Doğrudan Gelir Desteği oluşturmaktadır. Tarım Bakanlığınca,  2002 yılında dekar başına 16 YTL olarak açıklanan Doğrudan Gelir Desteği (DGD) bu yıl 10 YTL olarak belirlenmiştir. Resmi açıklanan enflasyon farkına göre olması gereken ise bugün 25 YTL’dir. DGD ödemelerinden kesilen aradaki farkın bir kısmı ise mazot ve gübre desteği adlarıyla çiftçiye sanki ilave bir destek yapılıyormuş gibi lanse edilmiştir. Aslında çiftçiye verilen desteklerin tamamı hazineden alınan rakamlara göre 2002 yılında 6 milyar YTL iken 2006 yılında yine 6 milyar YTL olmuştur.. Üstelik yapılan desteklemelerde formaliteler artırılmış ve adeta çiftçiye eziyet haline getirilmiştir. Çiftçi alacağı 3-5 kuruş destek için daha fazlasını harcamak zorunda bırakılmıştır.

 

Çiftçiye yapılan destekleri şu kadar artırdık diyen sayın Bakan; Doğal Afetlerden zarar gören çiftçilere kanun gereği ödemesi gereken 300 milyon YTL borcu varken, 2007 bütçesine 59 milyon YTL koymuş ve bunu mecliste dile getirenlere ise Maliye Bakanlığı bütçeye ödenek koyarsa öderiz demektedir. Çiftçiye olan borcunu ödeyemeyen hükümet ben şu kadar fazla destek yaptım diye övünmektedir. Çiftçiye davranışı da Bakanıyla “Gözünüzü kara toprak doyursun”, Başbakanıyla da “Ananı da al git lan” ya da  “yok öyle 3 kuruşa 5 köfte “şeklinde olmaktadır. Yalnız unutulan veya unutulmak istenen bir husus vardır ki; çiftçiye yapılan destek, üretim maliyetini düşürerek, tüketiciye daha ucuz ürün satın alma imkanı vermektedir. Dolayısıyla çiftçinin desteklenmesi aynı zamanda tüketicinin de desteklenmesi demektir.

 

Değerli misafirler;

Kontrol altına alınması mümkün olmayan çevre şartları ve olağanüstü dış şartlara açı

İlgisi olabilecek diğer başlıklar
TZYMB 68. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ PANEL: TARIMDA DESTEKLEMELER PANEL-TARIMDA DESTEKLEME TARIMDA % 20 KAYIP TARIMDA MİRAS KANUNU TASARISI BASIN BİLDİRİSİ TZYMB 68. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ PANEL: TARIMDA DESTEKLEMELER GELENEKSEL CUMARTESİ SOHBETLERİMİZİN İKİNCİSİ 18 KASIM 2006 TARİHİNDE YAPILDI “TÜRKİYE’DE ÇİFTÇİ ÖRGÜTLERİ” KONFERANSI ANKARA’DA YAPILDI… TARIM SİGORTALARI KONUSUNDA SOHBET TOPLANTISI YAPILDI TZYMB ANTALYA ŞUBE GENEL KURULU YAPILDI IV. KURUM TEMSİLCİLERİ İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI BAYAN ÜYELERİMİZİN TANIŞMA VE SOHBET TOPLANTISI YAPILDI TARIMSAL MEKANİZASYON KURULU TOPLANTISI YAPILDI... “TOHUMCULUK KANUNU” KONULU SOHBET TOPLANTISI YAPILDI. İSTANBUL ŞUBESİNİN OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI. TRABZON'DA FINDIK ÇALIŞTAYI YAPILDI TÜRK ZİRAAT MÜHENDİSLERİ VAKFI GENEL KURULU YAPILDI 57. TZYMB GENEL KURULU YAPILDI 2015 BAŞAK GECESİ YAPILDI 58. OLAĞAN GENEL KURUL YAPILDI TARIM SİGORTALARI EĞİTİMİ YAPILDI İSTANBUL ŞUBESİNİN OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI BUDAMA TEORİK EĞİTİMİ YAPILDI UYGULAMA BUDAMA EĞİTİMİ POLATLI TEMELLİ'DE YAPILDI TOHUM GELECEĞİMİZDİR KONULU PANEL 13 MAYIS 2017 TARİHİNDE ANKARA'DA YAPILDI TZYMB 59. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI


Bu Habere Ait Yorumlar
Henüz yorum kaydedilmemiş..
LÜTFEN YORUMUNUZU YAZINIZ
Konu
Adınız Soyadınız
E Posta Adresiniz
Yorumunuz
3 * 4 = ?
TZYMB E-ÜYE
TZYMB E-ÜYE sistemine http://www.tzymb.org.tr/uye adresinden ulaşabilirsiniz.
SÜRELİ YAYINLAR
İNTERNET - BASINDA TARIM